Suat GÜLSEN - Ölüm Üzerine Söylenenler ve Konusan Mezar Taslari


gulsen.suat@gmail.com
ÖLÜM ÜZERINE SÖYLENENLER VE  KONUSAN MEZAR TASLARI

“Ölüm güzel sey budur perde arkasindan haber
 Hiç güzel olmasaydi ölür müydü peygamber” 
 


“Insan ne kadar güzel giyinirse giyinsin, son elbisesi KEFEN dir.
 Ne kadar ev degistirirse degistirsin, son gidip kalacagi ev KABIR dir.”

                                                                    Necip Fazil Kisakürek.

“Dünya yildiramazsin beni ne yapsan,
Ölümden de korkmam, er geç ölür insan.
Ölmemek elimizde degil ki bizim,
Iyi yasamamak beni korkutan."
   Ömer Hayyam

Kaçinilmaz bir sondur ölüm. Yaratilmis olan her ne varsa ölümlüdür. Er veya geç kapi çalinacaktir bir gün.  Siirlerimize, sarkilarimiza, türkülerimize bile girmistir ölüm.

"Dönülmez aksamin ufkundayiz vakit çok geç
Bu son fasildir ey ömrüm nasil geçersen geç
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile
Avunmak istemeyiz böyle bir teselliyle"‘
der Münir Nurettin Selçuk.

Ölürüz diye mi üzülüyoruz?
Ne ettik, ne gördük su fâni dünyada
Kötülükten gayri?

"Ölünce kirlerimizden temizlenir,
Ölünce biz de iyi adam oluruz;
Söhretmis, kadinmis, para hirsiymis,
Hepsini unuturuz. "
der Orhan Veli “Ölüme Yakin” siirinde.

Cahit Sitki Taranci “Otuz Bes Yas” siirinde:

"…Ayva sari nar kirmizi sonbahar!
Her yil biraz daha benimsedigim.
Ne dönüp duruyor havada kuslar?
Nerden çikti bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçinci bahçe gördüm tarumar?
N’eylersin ölüm herkesin basinda.
Uyudun uyanamadin olacak.
Kim bilir nerde, nasil, kaç yasinda?
Bir namazlik saltanatin olacak.
Taht misali o musalla tasinda. "
demistir.

Yahya Kemal sessiz Gemi siirinde ne güzel anlatmistir ölümü:

"Artik demir almak günü gelmisse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmus gibi sessizce alir yol;    
Sallanmaz o kalkista ne mendil, ne de bir kol.   
Rihtimda kalanlar bu seyahatten elemli
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranli hayatin ne de son matemidir bu.
Dünyada sevilmis ve seven nafile bekler;
 Bilinmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
 Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden."



“Fanidir dünya fani,
 Alir da vermez yâri,
 Bu öldürücü derdi,
 Tabiplerde bilmedi…”
der türkülerimizden biri.
 
“Benim sadik yârim kara topraktir” der Âsik Veysel.

Daha nice siirler, sarkilar, türküler vardir ölümle ilgili. Dudaklarimizdan düsmeyen, yillardir söyledigimiz.


Ölen kisinin varliginin belirlenmesi ve mezarinin kaybolmamasi amaciyla mezarin bas tarafina dikilen mezar tasi nin her biri ayri bir anlam ifade eder. Konusurlar sanki bizimle. Hemen hemen her kültürde görülen mezar taslari, ait oldugu kültür degerlerine göre sekil alir. Bu sekillenme ölen kisinin inanisina, geleneklerine, sosyal ve ekonomik durumuna göre degisiklik gösterir.

Içinde yasadigimiz fani dünya ile öbür dünya arasinda bir geçis kapisidir mezarliklar. Ruhlarin dinlendigi, sessiz sakin ve bir o kadar gizemli, kutsal bir mekândir mezarliklar.
Bir tarihtir, bir kitaptir, bir kültürdür mezarliklar. Anlamini ve yasam amacini yitiren kentlerin ve insanlarin yaninda, en diri, en canli, en anlamli kentlerdir mezarliklar.



Kent yasaminin kosusturmasindan mi sikildiniz? Problemleriniz mi var? Bunaldiniz mi? Biktiniz mi bu yasamdan? Allah canimi alsa da kurtulsam mi diyesiniz geliyor? Birakin isi gücü. Bir saatligine olsun size en yakin mezarliga gidin. Çamlarin, Selvilerin gölgesinde önce bir güzel dinlenin, serinlenin. Bosaltin kafanizdakileri. Sonra bu sessizlikte dolasin yavas yavas, okuyun mezar taslarina yazilanlari. Neler göreceksiniz neler. Bir tarih seridi gibi geçecek gözünüzün önünden yitip giden yasamlar. Kimi gençliginin baharinda, kimi doyamadan dünyaya, kimi eceliyle, kimi bir trafik kazasinda, kimi bir hain kursunla, kimi töre ugruna, kimi bir hiç ugruna, nedensiz veda etmistir bu dünyaya.

Hele siz bir gidin oraya, tanismaya çalisin oradakilerle ve bir dinleyin yasam öykülerini, neler göreceksiniz, neler isiteceksiniz ruhunuza seslenen.

Arinacaksiniz tüm düsüncelerinizden, sikintilariniz geçecek, hafifleyeceksiniz. Fatiha okuyup, yasadiginiz için sükrettiginizde tanriya, daha siki sarilacaksiniz bu fani dünyaya.    Karacaoglan’in su dörtlügünü siz de söyleyeceksiniz.

Ölüm, ardima düsüp de yorulma
Var git ölüm bir zaman da gene gel
Akibet alirsin komazsin beni
Var git ölüm bir zaman da gene gel. 


Isterseniz gelin hep birlikte gezelim mezarligi. Ziyaret edelim ebedi uykusunda olanlari. Tanisak da tanimasak da fark etmez. Okuyalim mezar taslarina yazilanlari. Bakin neler söylüyorlar, ne mesajlar veriyorlar, neler neler…

Önce mezar taslarina yazilan ölüm ve dogum tarihlerini birbirinden çikaralim. Insan öldükten sonra hangi tarihte öldügü bir anlam ifade eder mi bilmem ama yine de ölenin kaç yil yasadigini gösterir bize.

Geç yasinda ölenlere üzülür, çok yasayanlari gördükçe uzun ömüre imreniriz. Kabrin öte tarafi için, hayatin ne kadar yasandigi degil, nasil yasandigi önemlidir.
Dogum ve ölüm tarihleri disinda mermere kazilan sözlerde çok önemlidir. Mesaj verir bizlere. Her mesajda bir yasam öyküsü gizlidir.

Okudugumuz her mezar tasi, muhtemelen göçüp gidenin ama daha çok geride kalanlarin iç dünyalarini, yasama bakislarini yansitir bizlere. Iste size bazi örnekler:

Bir mezar tasina, sarkici Selami Sahin’in “özledim” sarkisinin sözlerinin yazilmasi çok konusulmustur.

Özledim teninin kokusunu özledim
Özledim sim sicak nefesini özledim
Özledim sohbetini o sesini özledim
Gelmedin göz bebegim can yoldasim gelmedin...





Ölenin esi ve kizi tarafindan yazdirilan bu söz Özlemlerini dile getirse de müftülük; insanlarin mezar yaparken asiriya gitmesini israf olarak degerlendirmis, mezar taslarina da sarki sözü degil kisileri anlatan seylerin yazilmasinin uygun oldugunu açiklamis, mezar taslarina orada yatan kisileri anacak sözlerin yazilmasinin daha makbul olacagini ifade ederken, sarki sözleri ile mezarlarin hafife alinmamasi gerektigini belirtmistir.

Kendini seveceksin
Kendinle barisik olacaksin
Kendi kendini teselli edeceksin
Hosgörülü olacaksin
...





 Kalbimizdesin Sevgili annemiz’ derken sanirim annelerinin ögütlerini mezar tasina yazdirmislar.


Kasimpasa’da bir mezar tasina yazilan ve kendini çok güzel tanitan su dörtlük dikkatimi çekti;

Ben de bir zamanlar Süleyman idim.
Atese rüzgara hükümran idim.
Sanmayin ki Sultan Süleyman idim;
Tersanede körükçü Süleyman idim...!





 Ah ölüm
Bir kus idim uçtum yuvamdan
Ecel ayirdi beni gül gibi yavrularimdan’


der bir mezar tasindaki annenin duygulu sözleri.





Bir hatirlatma yapan mezar tasi;

Bizde gezerdik
Siz gibi
Sizde geleceksiniz
Biz gibi


“ALLAH KIMSEYE HAYIRSIZ EVLAT VERMESIN” diye, annesinin mezar tasina yazdiran oglu; 25 yil hiç memleketine gelmemek üzere Amerika’da yasamis. Annesi yillarca evlat yolu beklemis. Evlat hasretiyle yanip tutusan anne evladini görmeden ölünce, cenazesine bile yetisemeyen evlat, memleketine geldiginde annesinin mezarini yaptirip mezar tasinin arkasina da bu sözleri yazdirmis.
Daha neler görürsünüz neler! Bakmasini bilen gözler, isitmesini bilen kulaklar neler görmez, neler isitmez ki mezarlarda. Okumaya devam edelim mezar taslarina yazilanlari:

Ziyaretten murad bir duadir
Bugün bana ise yarin sanadir.


Görmedim yedi yil ana, baba kardeslerimi
Hasret atesi dagladi yanik yüregimi
Nasip gurbette içmekmis aci serbeti
Ecel üç yavrumdan ayirdi beni
Kader böyleymis diyoruz
Rahmetle aniyoruz.


Bakip geçme ricam budur ey Muhammed ümmeti
Mevtanin diriden hemen bir Fatiha minneti
Kabrimi ziyaret eden ey Muhammed ümmeti
Bize bir Fatiha ihsan eden bulur cenneti.


Dünya bir bahçe,
Insanlar, dal-yaprak,
Unvanin ne olursa olsun,
Sonun, yine kara toprak.

Sen bahar gülüsün,
Sevgili bir ölüsün,
Kara toprakta degil,
Kalbimizde gömülüsün


Son yillarda, daha çok büyük kentlerde ölenin fotografini da mezar tasina koyduranlar görülmektedir.

Türk tas vesikalari arasinda yer alan mezar taslarimiz gerek kitabeleri, gerekse yazilari ve süsleri bakimindan çok degerlidir. Yeryüzünde hiçbir millete atalarinin böyle bir Arsiv ve böyle açik hava müzeleri miras birakmamistir.

Eski Türkler, ölülerine, mezar taslarina saygi gösterirler, mezarlarini ve taslarini iyi korurlardi. Eskiden Türk kabristanlarinin sicil kütükleri bile vardi. Evliya Çelebi yer yuvarlagi üzerinde Türk kabristanlari kadar iyi muhafaza edilmis kabristan görmedigini belirtir.
Günümüzde de ayni önemi veriyor muyuz? Bilinmez ama, bilinen tek gerçek mezarliklarimizi mezarlarimizi çok iyi korumaliyiz.

Dedelerimiz ‘ölülerine ve ulularina saygi göstermeyen hürmet beklememelidir.’ Sözünü hikmetli sözler arasina almislardir. Bizlere emanet olan mezarlari, mezarliklari koruyup, onlara özenle bakalim. Istemem ben Fatiha tek çalmasinlar tasimi demis Sair Esref. Bu sese de kulak verelim.
 
Bu Yazı Şimdiye Kadar 53929 Kez Okundu.

Yazarlar

Mustafa TERCAN

CAMILERIN DEGISMEYEN MÜDAVIMLERI

Yazıyı Oku...

Ali YIGIT

KÖYLÜ PAZARI KURULSUN

Yazıyı Oku...

Esengül AKYOL

O KIM?

Yazıyı Oku...

Haydar SAHIN

DARBE

Yazıyı Oku...

Suat GÜLSEN

Malatya'li imam SEKER Hoca

Yazıyı Oku...

Metin CAN

BIREYSEL KURTULUSUN SIFRELERI

Yazıyı Oku...

Ramazan ASLAN

YALNIZCA ALLAH IÇIN SEVMEK

Yazıyı Oku...

Muhammet KARACAN

“ÖGRETME”NIN USTALARINA ITHAFEN

Yazıyı Oku...

Hakki YIGIT

NÖBET YENI BASLIYOR

Yazıyı Oku...

Son Kültürel Yazılar

Reklam

 
 
 
Künye | Yazar Girişi | Yönetici Girişi
© Copyright 2005 - 2011 MalatyaTecde.Net All Rights Reserved
Web Tasarım : Korhan ÖZBEK